21/10/2009 - Üç Su Sırrı
 Bana değil suya anlat dedi O herşeyi bilir Sadece o yıkar geçmişi Şahitlik ederim anlattıklarına Ama bana değil mutlak suya anlat Her rüya sonunda nefesini üfleyerek. I.Nefes Göğüne değmesem haberi olmazdı Kendine gelenden, usulca gidenden İnadına soğuktu bütün iklimler Her pusulada yazlar aranır, Baharlar yolu müjdelerdi. Bu kez yılkı zamanı Her kader kendini tanıyacak Taşımaz ince bedenler ayazı Şimal dön der “burası değil Bana kalsa geri dön, Henüz vakitliyken.” Bir güney düşü, ıssız desem değil Tedirgin uykudan uyanamama hali belki Bir noktadan açılan onlarca yol Ve doğrusu meçhul Öğrenmişler kendilerine çağırır Gerçek hiç yaşanmayandır belki de Nidasız bir ses, kayıp desem değil. Dönülür elbet gidilen yollardan Yılkı denilen bir mevsim Bir ağaç buldum kurumuş dalları Göğünü yararken grilikte Karlara gebe bir gece yarısı. Çaputlarda ebemkuşağı dilekler İki rengi adağıma seçtim Turuncu: Sağ bileğime bağladığım Düşüm, Varılmamış atlasa diğeri Ve eflatun: Bir ucu bileğimde… Diğer ucu kuru dalına astığım. Bir cevap. Uçurumun başında Kendini astığı dilek ağacı gölgesinde Suretin sulhünü bekler gibi Dinginleşmeye hasret, Toprağa yüz sürer gibi. Suya üflediklerimin ilkidir. Su anlar her dilden Şeklini alır, sarmalar Suya anlattığın sırrındır Kuyu eder kendine, anlar ve yıkar İlk sır mühürdür, üfledin ve kilitledin. Hazır olduğunda ikinci nefes, Ve tekrar şahitlik ederim. II. Nefes Zahirde kalmadı söz Rivayet ki: Yıldızlar batında doğar Mana sinede büyür Ve sır “mim” dir. Kadim bir zikir gibi Dilden dile iz gibi. Bir rüya kavmi Bir vaha ve bir kuyu Asr-ı erenler zamanı Sabrının sırrına erenler Kendi cennetlerinde. Ve hüşu: Evren ahengi. Bir rüyanın Hiç bitmemesini dileyerek Dönerek zamanın içinde Kendi küresinde Ashabın gölgesinden Zerrenin bilincine Karışarak sarmalın ucunda Diğer taraftan atılan Kovulmuş bir soy olur. “Ayn” sabrı görür “Sin” aşikar edemez Şimdilerde hicran ve ah Gözyaşlarıyla yıkanmış Eyvah. Bir rüyanın en güzel yerinde Hiç bitmemesini dilerken Uyanır gerçek, Karışır zaman.  Şahidime ve suya Sabah hayrına Bir kez daha… Yeni bir güne uyanacağımıza Eminsin değil mi? Güzel şeylerin beklediğine? Bildiğim tek zaman şimdi Elimden bi’şey gelmiyor. III. Nefes Kayıp gitme artık düşlerimden. Uzaklaşan her bir görüntüyü Kavşaklarda izliyorum. Her dönemeçte koşuyorum, Yok, kayboluyorsun… Kum fırtınası günler Uçuşup kayboluyor ard arda Ve solgun, sarı. Beni yetim bırakıyorsun Bir hevesin elinde piç oluyorum. Şehirlerin köprülerinden geçiyorum Hepsi tanıdık Bir rüya seyyahıyım, Derken kirpiklerini eğiyor ince bir acı Bildikçe sızım oluyorsun. Aklımın odalarına tüneller kazıyorum Kolaçan ediyorum dört bir yanı Kirli ve utangaç oluyorum. Issız bir şehrin insafına kaldım Bilmiyorsun. Kuru ve çatlak her köşe Gündüz değil azap gibi bir kış Ayazı içimde buza kesiyor Ve aynı kavşakta izlerini buluyorum. Gene mi gidiyorsun? Sözcüksüz tanımlamalar zinciri İzahı yok işte Aynı köşede bildiğim kavşakta Kaybolmadan az evvel Beni kurşuna diziyorsun Celladıma hiç kinim yok Çok önce bağışladım diyorum Ellerinin insafına kalıyorum. Sustuğum acılar konuşuyor şimdilerde Bilmediğim bir dil oluyor Beyhude bir çevirme telaşı Belki de öldüm çoktan Avuçlarımdaki soğuk toprak Delilidir, belki. Koyup gittiğin her köşe başında Her şehre, köprüye kırılıyorum Bir şehir çocukluğum oluyor Büyümeye kalıyorum. Geçmişi kundaklıyorum Eşgalleri yakıyorum Hafızamda bir bir. Şimdilerde kaldım ya burada İçimde geç kalmış bir mezarcı telaşı Kıstırıldım diyorum Dört yanım duvar Döndükçe kanıyorum. Bir kavşakta izlerini arıyorum Dikiş tutmuyor tenim. Beni öylece bırakıyorsun ya Dönemeçlerin bir yerinde Kayboluyorsun ya, kendimden düşüyorum ya, Dönüşüyorum ya bilmediğim herşeye karışırken Anladım. İzi kalır herşeyin Bi’kaç geçmiş, yerine oturmayan söküklerin Kayan her yıldızın boşluğu ordadır Bazen bir rüya sebebi olur Ne diyeyim, herşey yolundadır belki de. Böyle iyidir… 3 2 1 Tekrar ve tekrar Bildik dönemeç Bu sefer kapalı gözlerim Ben görmeden… Öylece git Usulca. Üç nefes, üç rüya Her sır suya Mührü; zamanın elinde Zaman “tek” sırrı aşikar… Üç rüya…
|